ANASAYFABİZE DAİRLİNKLERİLETİŞİM


MATEMATİK TARİHİ
KARİKATÜR
POSTER
FIKRA
HİKAYE
Pİ SAYISI
ALTIN ORAN
SIFIR RAKAMI
MATEMATİKÇİLER
SİHİRLİ SAYILAR
BİL BAKALIM
EĞLENCELİ SORULAR

GOOGLE SITE

MUTLAK DEĞER GÖZLÜĞÜ

Bir varmış bir yokmuş. Sayılar okulunun tamsayılar sınıfında biri hariç bütün öğrencilerin ikiz kardeşi varmış. Bundan öğrenciler memnun, öğretmenler değilmiş. Çünkü öğrencileri hep karıştırıyorlarmış. Çare düşünmüşler ve çareyi ikiz kardeşlerin yakalarına (–) ve (+) işaretleri koymakta bulmuşlar. Artık öğretmenler öğrencileri hiç karıştırmıyormuş. Ama öğrenciler bundan hiç mi hiç hoşlanmamış. Çünkü yaptıkları haylazlıkları karıştırılmalarından faydalanarak rahatlıkla örtbas edebiliyorlarmış.

Bu durum öğrencilerin canını fazlasıyla sıkmış ve toplanıp bu sorunu çözmeye karar vermişler. En sevdikleri uzun teneffüsü bunun için feda etmişler. Ama ne yaptılarsa bir çare bulamamışlar. O sırada içlerinden iki, sıfırın yokluğunu fark etmiş. Sıfır tek başına olunca zaten hiç gözükmezmiş, ancak birisi onu sağ koluna takarsa görünürmüş. Bütün sayılar sıfırı aramak için dağılmışlar. iki, onu bulmuş ve yirmi olarak dönmüş. Sıfıra durumu anlatmışlar. O da "Bundan kolay ne var, ben size toplama diye bir sihir öğreteceğim, siz de benim gibi hiç görünmeyeceksiniz" demiş. Hepsi sevinmiş ve merakla anlatmasını beklemişler. Sıfır başlamış konuşmaya: Herkes ikiz kardeşine sarılıp "TOPLAN" diye bağırırsa, yok olabilir; aman ha dikkat edin başka birine sarılırsanız bu sefer ikiniz de başka şeylere dönüşürsünüz. Hemen bunu denemişler ve birkaç kişi dışında kimse bir birbirini görememiş. Sıfıra minnettar olmuşlar, içlerinde bunu yapamayanlar da başkalarına dönüşmüş ve komik duruma düşmüşler. On
lar da yapınca sınıfta kimse görünmemiş.
Bu sihri artık hep yapıyorlarmış, ta ki öğretmenler bu durumu birbirlerine anlatıp bunun tek kendilerine yapılmadığını anlayıncaya kadar. Artık öğretmenler çare aramaya başlamış ve çareyi de matematik öğretmeni arkadaşlarında bulmuşlar. O hemen bu sihri bozabilecek bir gözlük yapabileceğini ertesi güne kadar beklemelerini söylemiş ve ertesi gün hiç mi hiç gözlüğe benzemeyen camı bile olmayan elinde iki çubukla gelmiş. Arkadaşları bu ne biçim gözlük diye sormuş. O da "Bu gözlük mutlak değer gözlüğü, hemen kullanmadan karar vermeyin, deneyin de nasıl olduğunu görürsünüz" demiş ve nasıl kullanılacağını anlatmış: Bu iki çubuğu elinizle dik tutup arasından bakarsanız, tüm sınıfı görürsünüz; ama bunu birbirlerine sarılmadan hemen önce veya "TOPLAN" sihirli kelimesini söylemeden yapmalısınız. Dediği gibi de olmuş ve arkadaşları matematik öğretmenine kendilerini bu zorluktan kurtardığı için teşekkür etmişler. Arkadaşlarına da artık "Birisi hariç bütün öğrencileri görebilirsiniz, bu görünmey
en öğrenciyi de bu öyküyü okuyanlar bilir, merak ediyorsanız onlara sorarsınız" demiş.

Havva Nur ATÇI
Isparta TED Koleji

4 İŞLEM

Her geçen gün semt ölümle yüz yüze olduğunu düşünerek korkuyordu. İnsanlar en yakınlarına bile artık şüpheyle bakıyorlardı. Biliyorlardı ki o ayın yine 2sinde ve 9unda birileri ölecekti. Yine katil bulunamayacaktı. İlk katlin ardından tam 6 ay geçmişti. Tam 12 kişi artık yoktu. Ama katil ortalarda dolaşıyordu.
Ayın biriydi ve herkeste bir sessizlik hakimdi. Bakalım yeni aday kimdi? Ben mi, o mu ya da bir başkası mı?...
Sabahın erken saatlerindeydi ilk birkaç ölüm, o günden sonra kimse erkenden dışarı adımını atmıyordu. Sokaklar öğleden sonra biraz doluyordu. Ama eskisi gibi değildi artık hiçbir şey. Ve beklenen an yine geldi çattı. Ayın 2si ve bir ölüm daha... Zeki biri olmalıydı katil, yoksa bu kadar zamanda izi kesin bulunurdu. Bir hafta sonra yani ayın 9unda yine biri kurban gitti katile. Hiç mi iz bulunmaz, bu kadar profesyoneli olamaz sözleri alıp başını gidiyordu. Ama nafileydi çığlıklar...
Kasım yani 11. ay geldi ve 2 ölüm daha bekleniyordu. Polis, asker ve kim varsa pusudaydı onu bulmak için. Havalarda iyice soğumuştu. Kanları donuyordu insanların, soğuktan değil ama..
Ve yine ayın 2si, bir ölüm ama sonunda bir iz; ayın 9unu bekleyin diyordu o küçük kağıtta. Herkes biliyordu zaten ayın 9unda olacakları. Birçok fikir geziyordu ortalıkta; ‘acaba kendini mi öldürecekti acımasız katil?’, ‘9 kişi mi ölecekti yoksa?...
Hiçbiri olmadı tabi ki, yine 1 kurban gitti.. Bir iz bulundu cesedin yanında; ‘ayın 11ini bekleyin!’
Korku, merak hepsi o semtteydi artık. 2 gün beklemek büyük bir ızdıraptı. Semtin meydanında büyük bir kağıdın üzerine yazılmış bir şeyler buldu gece bekçileri. Hemen incelemeye alındı bu belge. Belge nasıl mı?
2+9=11
11› 1+1=2
11*2=22 numarada bekliyorum sizi!!!
İnsanlar yine şaşkındılar. Yine anlamsız bakışlar birbirini kovaladı. Şehirdeki bütün 22 numaralı işyerleri ve evlerin önüne sivil polisler koydular. Ama katil zeki, bunlara hiç aldırmadı. Onları yine şaşırttı. Şehrin meydanındaki 22 numaralı büfenin camına yine bir yazı bıraktı.
“29. günü bekleyin!”
İnsanlar artık merak ettikleri kadar da sinirliydiler. Kimdi bu acımasız?
Aylardan Kasım, günlerden 29.gün
Polisler de hazır, şüpheli yerlere operasyon için son hazırlıklar tamamlanmıştı. Katilin bir hareketi onu imha etmeye yetecekti. Şehrin sokakları bomboştu. Ama uzun boylu, iri yapılı, saçı sakalı birbirine karışmış bir adam şehrin meydanına geldi. Polisler onun olduğuna emindiler. Ama bu kadar kolay gelmesine bir anlam veremediler. Biraz daha beklediler ve yüzlerce polis onu çevreledi Adam gülerek ‘112 kişisiniz, acil yardıma ihtiyacınızı mı simgeliyor acaba?’ dedi. Şaşkınlık hat safhada, ama herkes emin; katil tam karşılarında.

-Buyurun beni kelepçeleyin, katil benim!

Gerçekler bir bir ortaya çıktı o hapisteyken. Meğer o bir matematikçiymiş. Bulduğu bütün teoremler çalınmış. O da aklını yitirmiş. O günden sonra herkesin teoremlerini çalacağını düşünüyormuş. Bu yüzdenmiş bu kadar cinayet. Hatta ölenlerin de ortak noktaları buymuş; matematikte en yüksek notu alan öğrenci, dershanede bir matematik öğretmeni, mühendis, bakkal.. ve daha matematikten anlayan 10 kişi.

2+9=11
11› 1+1=2
11*2=22’in manası da öyle bir sayı ki hem 29u anlatmalı, bu da 2 ve 9la oluşuyormuş. Bunun toplamı 11’i verince,aynı sayıdan 2 tane. Yani ayın 2sinde ve 9unda ölen 2 kişiyi temsil ediyormuş. 11*2’de sadece 29’a ulaşmak için 2 kişinin kullanıldığı bir küçük hesapmış.
Peki ama neden 29. gün? İşte sadece o matematikten uzak, katil 29 Kasım 1964 doğumluymuş!!!!
Şimdi nerde mi? Tabi ki akıl hastanesinde.. Kaç hasta olduğunu, balkonun kaç demirden oluştuğunu, hasta başına düşen doktor sayısını, masrafları.. hesaplıyormuş.

SEFA CERAN
Tevfik Fikret İlköğretim Okulu

 

BİR EVLİLİK HİKAYESİ

Yıllar önce, sayıların ilk keşfedildiği zamanlarda, Sayılar Dünyası’nda yaşayan iki sayı varmış. Bunlardan birinin adı “6”, diğerinin adı ise “2” imiş. 6, doğal sayılar ailesinden bir delikanlı; 2 ise asal sayılar ailesindenmiş bir hanımefendiymiş. Tıpkı insanların birbirlerini ziyaret ettikleri gibi Sayılar Dünyası’nda da sayılar birbirlerini ziyarete giderlermiş.


Bir gün “6”doğal sayısı, asal sayıları ziyaret etmeye karar vermiş ve kapılarını çalmış. 6’yı asal sayıların en küçük bireyi olan “2” asal sayısı karşılamış. Bu ziyarette “6” ve “2” ilk kez görüşmüşler ve birbirlerinden çok hoşlanmışlar. İleriki zamanlarda 6 sayısı 2 sayısı ile evlenmek istediğini ailesine bildirmiş. Doğal Sayılar ailesi Asal Sayıların çok asil ve zengin olduğunu, kızlarının da ancak 3,11,5,23 gibi bir asal sayı ile evlenmesini kabul edeceklerini söylemiş. Bunun üzerine 6 çok üzülmüş ve 2 ile mutlu bir evlilik yapabilmek için çözüm yolları aramaya başlamış. Kime sorduysa kime gittiyse bir türlü sorununa çözüm bulamamış. 6 tam ümidini yitirmişken bir doktorla karşılaşmış. Bu doktor bir teknik ile bütün doğal sayıları çarpanlarına ayırabileceğini, isterse 6’yı iki asal çarpana ayırabileceğini ve kendisinin operasyon
sonrasında bir asal sayı olarak çıkabileceğini söylemiş. Bunu duyan 6 çok sevinmiş ve hemen ameliyata girip asal sayıya dönüşmek istediğini söylemiş. Fakat 6 kendisinin 1,6,2 ve 3 olmak üzere dört tane çarpanı olduğunu, doktora bunlardan hangilerinin asal çarpanları olduğunu nasıl bileceğini sormuş. Doktor, asal sayıların “1” ve “sayının kendisi” olmak üzere sadece iki çarpandan oluştuğunu söylemiş. Ayrıca doktor 6’yı “2 ve 3” olmak üzere iki asal çarpana ayıracağını ve 6’nın bunlardan bir tanesini seçmesi gerektiğini söylemiş. Doktor şunu da eklemiş: “2 ve 3” 6 sayısının asal çarpanlarıdır çünkü 2’nin çarpanları 1 ve kendisi(2); 3’ün çarpanları 1 ve kendisidir(3).

Bunun üzerine doktor bir operasyonla 6 doğal sayısını iki asal çarpanına ayırır, sonuçta 6 sayısı 3 sayısı olarak çıkar ve artık bir asal sayı olmuştur. 3 ile 2 mutlu bir şekilde evlenirler ve çarpımlarının sonucunda bir süre sonra bir bebekleri olur. Bebeğin ismi 6’dır. Baba şöyle düşünür: “Eğer bir gün küçük oğlum asal sayılar ailesinden birini severse aynı işlemlerden o da geçmek zorunda kalabilir.”

(öyküde işlenilen kavramlar-konular: doğal sayı,asal sayının özellikleri,en küçük asal sayı,çarpanlara ayırma)

Leyla Sarı
Beyazıt İlköğretim Okulu/Eminönü-İst., Mat. Öğretmeni

 

MERKEZ KRAL

Bir varmış bir yokmuş;evvel zaman içinde kalbur saman içinde bir çember
ülkesi varmış.Bu ülkenin kralı merkez kral diye anılır.Ülkenin orta
noktasından hiçbiryere ayrılmazmış ve ülkenin etrafını askerlerle çevirmiş
ve hepsinin kendine aynı uzaklıkta olmasını istemiş;bu askerlerede yarıçap
asker adını vermiş.Bir isteği olduğunda karşılıklı duran yarıçap askerleri
aynı anda çağırır ve emirlerini aynı anda verirmiş bu yüz
den bu askerler birbirlerini çap asker olarak tanırlarmış.
Bu ülkenin çevresi kare ülkesi,dikdörtgen ülkesi,üçgen ülkesi gibi
ülkelerle çevriliymiş.Merkez kral kare ülkesi kralını çok sever ve sık sık
ziyarete gidermiş.Fakat birgün kare ülkesi kralı dikdiörtgen ülkesi kralına
ziyarete giderken çember ülkesini teğet geçmiş ve merkez krala
uğramamış.Buna kızan merkez kralheryere ferman göndermek için yine
karşılıklı duran yarıçap askerlerden iki tanesini yanına çağırtıp,bütün
ülkenin çevresini dolaşıp diğer yarıçap askerlere haber vermelerini ve kare
ülkesi kralının bir daha ülkeye alınmayacağını bildirmiş.Yola çıkan yarıçap
askerler geldikleri yoldan geri dönerek askerlere haber vermeye başlamışlar
ve biri diğerinin yerine gelince bakmışlarki o noktadan sonra diğer
askerlerin haberi var.Daha sonra geldikleri yolları hesaplayan yarıçap
askerler ülkenin yarısının uzunluğunun 3,14*yarıçap(r) yani ilk bulundukları
noktadan merkez krala uzaklıklarının pi katı olduğunu hesaplamışlar ve
ülkenin çevresinin 2*?*r olduğunu yani ilk bulundukları noktadan
merkez krala uzaklıklarının ? katı olduğunu hesaplamışlardır.Bu buluş
gezegenin en büyük buluşu olmuştur ve en büyük buluş olduğu için en güçlü
ülke çember ülkesi ,merkez kral ise en itibarlı kral durumuna geçmiştir

DERYA YILDIZ
Hacettepe Ünv. İMÖ

 

Konu: Sayılar

Kavramlar: Doğal Sayılar, tam sayılar, rasyonel sayılar, reel (gerçel) sayılar

 





Karakterler: Doğal peri, Tam peri, Rasyonel şatosu, Reeller ülkesi


DOĞAL PERİNİN ÖYKÜSÜ
İnsanlığın bilmediği, tarihi çok eski çağlara uzanan bir Reeller ülkesi varmış. Bu ülkede yaşayanlar birbirleriyle hiç konuşmazlarmış. Çünkü sahip oldukları güçler sayesinde kendi evlerinde istediklerini yapıyor istediklerini yiyebiliyorlarmış, böylece başkalarına hiç ihtiyaç duymuyorlarmış. Reeller ülkesinde çok büyük bir orman varmış. Bu orman öyle büyükmüş ki ormanın diğer tarafına gitmek isteyenler aylarca gelemezmiş. Bu ormanın sonunda da büyükçe bir şato varmış. Bu şato Rasyonel şatosu imiş. Şatoda Doğal ve Tam adında iki kar deş peri yaşarmış. Şatodaki tavan arası onların en çok vakit geçirdikleri yermiş. Çünkü hayatlarına renk katan büyü kitabını orada saklıyorlarmış. Her sabah uyandıklarında hangi büyüleri kimin yapacağına karar verip güne başlarlarmış. Büyü kitabındaki negatif (sayılı) büyüleri Tam peri, pozitif (sayılı) büyüleri de Doğal peri yapması gerekirmiş. Tam peri kardeşinin daha çok büyü öğrenmesi için 0 numaralı büyüyü de Doğal periye verirmiş. Büyülerini yap
mak için ancak güneş batana kadar süreleri varmış. Çok çalışkan olan Tam peri eksi büyülerini güneş batmadan çok önce bitirirmiş. Tembel olan Doğal peri ise her defasında yapması gereken 0 numaralı ve pozitif büyüleri bitiremezmiş( bildiğimiz gibi doğal sayılar 0 dan başlar ve tüm pozitif tam sayıları içine alır). Buna çok kızan Tam peri Doğal perinin yaptığı tüm büyüleri bozar negatif, pozitif ve 0 numaralı büyülerin hepsini kendi yaparmış. (Tam sayılar kümesi negatif, pozitif ve 0 numaralı tam sayıları içerir) bu büyüler sayesinde hayali arkadaşları olur hayali yemekler yerlermiş. Büyülerinde hiçbir sınırlama olmazmış canları ne isterse o olurmuş. Rasyonel şatosunda günler hep böyle geçip gidermiş. Bir süre sonra bu hayattan ve bu yapaylıktan çok sıkılan Doğal peri günden güne üzüntüden solmuş gitmiş. Gündelik işlere kendini kaptırmış olan Tam peri kardeşinin bu halini sonunda fark edebilmiş. Bu duruma bir anlam veremeyen Tam peri “Neyin var kardeşim bu şatoda istediğimiz her şey o
lduğu halde seni böyle üzen nedir?” demiş. Doğal peri “ Şu halimize baksana gerçek olan hiçbir şeyimiz yok. Ne dostlarımız ne de hayatımızda bir amacımız var” demiş. “ Düşünsene kardeşim insanlar bizim yerimizde olmak için neler vermezdi” demiş Tam peri. “Bende tam bu konuyu düşünüyordum günlerce. İnsanlar arasına gitmek istiyorum. Onlar gibi yaşayıp dostlar edinmek istiyorum” demiş Doğal peri. “Nasıl olsa tüm işleri ben yapıyordum tek başıma da yaşayabilirim” diye düşünen Tam peri “sen nasıl istersen kardeşim” demiş. Doğal peri ertesi sabah erkenden yola koyulmuş. Çok heyecanlı olan Doğal peri önce kendini insan kılığına sokmuş. Böylece insanlar onu görünce yadırgamayacaklarmış. Sihir kullanmak istemeyen Doğal peri insanların yaşadığı yere ulaşabilmek için günlerce yürümek zorunda kalmış. Sonunda şirin küçük bir kasabaya gelmiş. Yolda yaşlı bir adamla karşılaşmış. “Kalmak için bir yer sormuş” Adam da “Ben çok yalnızım istersen benimle kalabilirsin.” demiş. Bu işe çok sevinmiş Doğal
peri. Kendi ismini de Doğal olduğunu söylemiş. Kasaba insanları kısa zamanda Doğal’ı tanımış ve çok sevmişler. Önceleri bu hayatı çok seven Doğal, daha sonra yaptığı işlerden çok yorgun düşmüş. Çünkü artık sihir yapamıyormuş. Çünkü insanlar onun sihir yaptığını öğrenirlerse bir ucube gözüyle bakacaklarını biliyormuş. Sihirleri bile yapmak çok zor geldiği halde işlerini halletmek için erkenden uyanıp gün batımına kadar çalışıyormuş. Çalışmazsa eğer hayatını sürdürecek hiçbir şeyi olmayacağını çok iyi biliyormuş. Kardeşi Tam peri de olmadığı için tamamen kendi ayakları üzerinde durması gerekmiş. Çok güzel dostluklar edinen tam peri yapmak istediği her şeyi kendisi çalışarak elde etmek zorunda olduğu için gün geçtikçe yorgun düşmüş ve hiçbir şeyden zevk almamaya başlamış. Bu hayatın ona göre olamadığını ancak kavrayabilmiş. Bir gün kasabadaki dostlarına kasabayı terk edeciğini söylemiş ve hepsiyle vedalaşmış. Yola koyulmuş. Kasabayı geçtikten hemen sonra aklında kalan bir sihirle rasyon
el şatosuna uçmuş. Kardeşini görünce çok sevinmiş ama onun Doğal olmadan da mutlu bir şekilde yaşayabildiğini fark etmiş. “Sevgili kardeşim sen olmadan yaşamak çok zor geldi. Sen beni tamamlıyormuşsun. Ben ancak senin yanında bu rasyonel Şatosunda yaşabilirim ve ancak Reel ülkesi bizi bu halimizle kabullenebilir. İnsanlar arasında sihirlerim olmadan yaşamak çok zor geldi.” (Biliyoruz ki reel sayılar rasyonel sayıları kapsar, rasyonel sayılar tam sayıları, tam sayılar ise doğal sayıları kapsar.)
Akıllanmış olan kardeşini gören Tam peri çok sevinmiş. Bundan sonra Doğal peri de kendi üzerine düşen görevleri tam olarak yapacağına söz vermiş. Böylece eskisinden daha mutlu bir şekilde yaşamaya devam etmişler.

TUBA CEYLAN
Hacettepe Üniversitesi İMÖ

Sıfırın o gün yine morali bozuktu

Sıfırın o gün yine morali bozuktu.Çünkü pozitif tamsayı arkadaşları pozitif sayı olmadığı için,negatif tamsayı arkadaşları ise negatif sayı olmadığı için onu dışlıyorlardı.
Sıfır bir köşede üzgün bir şekilde otururken yanına bir bilge yaklaştı.Sıfır ona ne negatif ne de pozitif olamamasından ne kadar buruk olduğunu anlattıktan sonra bilge ona dedi ki:
Zaten bir sayının pozitif ya da negatif olması sıfıra göre belirlenir.Eğer sayı sıfırdan büyükse pozitif,küçükse negatiftir.Nasıl ki bizler kendimizden uzun ya da kısa olamazsak sıfır da kendinden büyük ya da küçük olamaz.Dolayısıyla sıfır ne pozitif ne de negatiftir.

BURCU ÖRÜN
Hacettepe Üniversitesi İMÖ

YALNIZLIK ÇEKEN “BİR”…

Bir varmış, bir yokmuş, uçsuz bucaksız gökyüzündeki binlerce yıldızın en parlağında 1 rakamı yaşarmış. Evrendeki en mavi denizler, en yeşil ormanlar, en renkli çiçeklerle doluymuş bu yıldız. Hava her zaman ılık ve temiz, güneş her gün pırıl pırıl ve sıcakmış. Her gece aydede bu yıldıza gülümser ve bir sokak lambası gibi onu aydınlatırmış.
Böylesine güzel bir yıldızda yaşayan 1 acaba mutlu muymuş? Ne gezer… Her gün görmeye alıştığı bu güzellikler artık onu mutlu etmeye yetmiyormuş.Öylesine yalnızmış ki…Hep bir başka gezegene gidip dostlar edinmeyi hayal edermiş.
Günlerden bir gün su içmek için göle uzandığında suda yansıyan görüntüsünü görmüş. Sudaki görüntü ona el sallayıp gülümsemiş. Bir anda 1’in aklına şimşek gibi bir fikir gelmiş. Evet, başkaları yokmuş ama kendi görüntüsü ile pekala da dost olabilirmiş işte. Sevinç içinde seslenmiş:
-Sevgili dostum, benimle oynamak ister misin acaba? Öylesine yalnız ve mutsuzum ki! Günlerim birbirinin aynı ve çok zevksiz geçiyor.
Görüntü bu öneriyi kabul edip hemen sudan çıkmış. Sularını silkeleyerek 1’in yanına gelmiş.
-Yalnız, demiş, ben hiç oyun bilmem. Bana öğretir misin?
1 biraz düşünmüş. Aslında kendisi de hiç oyun bilmiyormuş. Nasıl bilsin zavallı, o güne kadar birlikte oyun oynayabileceği bir arkadaşı olmamış ki! Ama olsun, artık bir arkadaşı olduğuna göre birlikte güzel oyunlar yaratabilirlermiş.
Aritmetik işlemlerden “çarpma” ve “bölme” oynamaya başlamışlar. 1 ile görüntüsü, birbirleriyle çarpıldıklarında ve bölündüklerinde yine kendilerini buluyorlarmış. Neşe içinde saatlerce 1x1 = 1 ve 1:1 = 1 oyununu oynamışlar. Bir süre sonra “toplama” ve “çıkarma” işlemlerini de oynamak istemişler. Ama bir de ne görsünler? Çıkarma işlemi oynarken her ikisi de yok oluyorlar, toplama işlemi oynarken ise o güne dek hiç görmedikleri biri ortaya çıkıyormuş. 1+1 = 2. Bu yeni gelenin yanına sokulup yavaşça:
-Şey, demişler, siz de kimsiniz?
-Ben, diye yanıtlamış yeni gelen, “iki”yim. İkinizden de büyük ve hünerliyim. Ben kendi görüntümle toplandığımda da, çarpıldığımda da aynı sayı olan “dört”ü veririm.
Hemen dediğini yapmış, önce göle koşup görüntüsünü çıkarmış, sonra da onunla toplanmış ve çarpılmış. 2+2 = 4, 2x2 = 4. 1 ve görüntüsü bu kez de hayretle 4’e yaklaşmışlar. 4 onları sevgi ile selamlamış.
-Ama, demiş, “üç” ü unutmamak gerek.
-O da kim diye bağırmış 1. Şaşkınlıktan küçük dilini yutmak üzereymiş. Yoksa o da mı burada?
-Sen 1 ve sen 2, toplanın da 3’ü bulalım, böylece 1’i de meraktan kurtaralım.
1+2 = 3 işlemi ile 3 ortaya çıkmış. Telaşla konuşmuş:
-Doğrusu beni atlayacaksınız diye çok korktum. Eğer 2 böbürlenip hünerlerini göstermeye kalkışmasaydı toplama oynanırken ortaya çıkacaktım. Sana teşekkür ederim 4.
2 başını öne eğip özür dilemiş. 3 de ona sarılıp öpmüş ve affetmiş.
1 sevinç içinde yeni gelenleri kucaklamış. “Bunca yıl demek boşuna yalnızlık çekmişim” diye içini çekmiş. “Meğer benden başka 2, 3 ve 4 de varmış.” Diğerleri bu sözlere kahkahalarla gülmüşler ve bağırmışlar:
-Bu kadar değiliz ki!
-Ne…Yoksa başkaları da mı var?
-Var ya, hadi onları da çağıralım.
2+3 = 5 işlemiyle ortaya çıkan 5 çabuk çabuk konuşmuş:
-Merhaba hepinize. Diğerleri de sabırsızlık içinde bekliyor. Vakit geçirmeyelim, hemen çağıralım onları da. Tanışma işini o zaman hallederiz. Böylece, 2+4 =6, 4+3=7, 2x4 =8 ve 4+5 = 9 işlemleriyle 6, 7, 8 ve 9 da neşeyle ortaya çıkmış.
1’in şaşkınlık, sevinç ve heyecanı doğrusu görmeye değermiş. Gelenleri sevgiyle kucaklıyor, hepsine sarılıp öpüyormuş.

Bu öykü burada bitmiyor. Bundan sonraki bölümlerde yeniden onlarla birlikte olacağız. Şimdilik onları başbaşa bırakıp dünyadan görünen en parlak yıldızdan ayrılıyoruz. Yeniden görüşmek dileğiyle…


A.U
Hacettepe Üniversitesi İMÖ

X GEOMETRİ ORMANINDA

X, geometri ormanında yürüyüşe çıkmıştı. Yürürken bir anlık dalgınlıkla çemberin içine düştü. Burdan çıkmanın bir yolunu düşünürken ayak sesleri duydu,bağırdı ama sesini duyuramadı. Kendisini elindeki fener yardımıyla göstermeye karar verdi. Çemberin merkezine geçerek feneri karşı tarafa doğru tuttu. Fenerin ışığının aydınlatabildiği uzunluk X' in kendisi kadardı. Ama bu ışık etrafta dolaşanların onu görebilmesi için yeterli değildi. Fenerin ışığıyla çember üzerinde daha uzun bir yayı aydınlatmanın yolunu aradı. Bu defa çemberin üzerinde bir noktaya geçti ve yine feneri karşı tarafa doğru yöneltti. Amacına ulaşmıştı, aydınlattığı yayın kendisinin iki katı kadar olduğunu gördü. Etrafta dolaşan Y, o sırada ışığı farketti ve X i bu çemberden kurtardı. Maceralı bir geometri yolculuğu burda sona ermişti.

Meltem Maltaş
Hacettepe Üniversitesi İMÖ

Zamanın içinde bir zaman

Zamanın içinde bir zaman, ve bu zamanda da bir ülke varmış…Bu ülkedede sayılar yaşarmış. Bu sayılardan ikisi birbirlerine deli gibi aşık olmuşlar.evlenmek istiyorlarmış. Ama her şey o kadar kolay değilmiş… Masal bu ya; ülkede evlenmek için aynı başlık parası gibi zor bir durum varmış. Yani genç sayıların evlenmeleri için öncelikle “obeb” ve “okek” lerini bulmaları gerekiyormuş. Yoksa birbirleriyle evlenemezlermiş. Adı 72 olan oğlumuzla, adı 40 kızımız obeb ve okek’lerini bulmaya karar vermişler. Araştırmışlar, soruşturmuşlar ama bir türlü bu işlemleri nasıl yapacaklarını bulamamışlar. Bir gün Asal Sayılar İdaresi’nin önünden geçerken 72 demişki; “gel bide buraya soralım, belki bize yol gösteren olur.” İçeri girmişler “Biz evlenmek istiyoruz ,ama obeb ve okek işlemlerimizi yaptırmamız gerekiyormuş acaba yardımcı olabilirmisiniz?” demişler. Oradaki asal sayıda onlara tam yerine geldiklerini söylemiş. “Şu karşıda gördüğünüz asal sayılara en küçükten başalayarak yani 2 den başlayarak 1 b
ölümünü verene kadar, beraber kendinizi böldürünüz. Daha sonrada ikinizinde ortak bölündüğünüz asal sayıları bir kağıda not ediniz. Bunların çarpımı sizin obebiniz olacaktır. Daha sonrada okekinizide; birlikte bölündüğünüz asal sayıların hepsini ama kaç kere bölündüyseniz hepsinide yazıp, çarparsanız bulabilirsiniz.” demişler. 72 ve 40 bu söylenen işlemleri yapmışlar. İkiside 3 defa 2’ ye ortak olarak bölünmüş. Daha sonra 2x2x2=8 işleminin sonucunda obeblerini bulmuşlar. Sonra bakmışlarki ikisi birlikte sırasıyla 2,2,2,3,3,5 asla sayılarına bölünmüşler. Bunlarıda çarptıklarında 360 sayısını yani okeklerini bulmuşlar. İki sayıda bu işlemleri hallettiklerine çok ama çok sevinmişler. Artık evlenmeleri için önlerinde hiçbir engel kalmamış…



Aslı Yüksel
Hacettepe Üniversitesi İMÖ